“Büyük Türkçe Sözlük Çalışma Toplantısı (Köken Bilgisi)” Ankara’da yapıldı

resim3

Türk Dil Kurumu Sözlük Kolu tarafından düzenlenen “Büyük Türkçe Sözlük Çalışma Toplantısı (Köken Bilgisi)” 9-10-11 Mart 2015 tarihleri arasında Ankara’da yapıldı. Toplantı süresince Köken Bilgisi Sözlüğü hazırlanmasında izlenecek yol ve yöntem,  uygulanacak usul, iş birliği yapılacak bilim adamları, kaynaklar ve çalışma takvimi gibi konular üzerinde gerekli değerlendirmeler yapıldı. Sözlük çalışmalarında büyük ihtiyaç duyulan (corpus) Türkçe derlem çalışmalarının da konuşulduğu toplantıda Mersin Üniversitesi tarafından hazırlanan derlemin tanıtma sunusu da paylaşıldı.

Türk Dil Kurumu Sözlük Kolu Başkanı Prof. Dr. Mehmet ÖLMEZ, Türk Dil Kurumu Sözlük Kolu üyeleri Prof. Dr. Hasan AKAY ve Doç. Dr. İbrahim TAŞ’ın yanı sıra Prof. Dr. Cemal GÜZEL, Prof. Dr. Erdoğan BOZ, Prof. Dr. İgor KORMUŞİN, Prof. Dr. Marcel ERDAL, Prof. Dr. Mehmet AYDIN, Prof. Dr. Mustafa Ş. AKSAN, Prof. Dr. Ömer ZÜLFE, Prof. Dr. Yeşim AKSAN, Doç. Dr. Aziz MERHAN, Doç. Dr. Engin ÇETİN, Doç. Dr. Gülseren TOR, Doç. Dr. Nesrin BAYRAKTAR ERTEN, Doç. Dr. Paşa YAVUZARSLAN, Doç. Dr. Rysbek ALİMOV, Doç. Dr. Tülay ÇULHA, Yrd. Doç. Dr. Eshâbil BOZKURT, Yrd. Doç. Dr. Faysal Okan ATASOY, Yrd. Doç. Dr. Hacer TOKYÜREK,Yrd. Doç. Dr. Hakan AYDEMİR, Dr. Éva KINCSES-NAGY, Dr. Yong-Sǒng LI, Dr. Yorgos DEDES gibi isimlerle birlikte yurt dışından 8 ve yurt içinden 33 bilim adamı olmak üzere toplam 41 bilim adamının katılımı ile gerçekleştirildi.

Ayrıca Türkçe Sözlük’e telaffuz, heceleme ve köken ile ilgili bilgilerin eklenmesinin ve sözlükte yer alan tariflerin ve mecazların gözden geçirilmesinin görüşüldüğü toplantının kapanış oturumunda, Türk Dil Kurumu Sözlük Kolu Başkanı Prof. Dr. Mehmet ÖLMEZ, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa S. KAÇALİN, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya ÖRS ve Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan KURTULMUŞ birer konuşma yaptı.

Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa S. KAÇALİN açış konuşmasında köken bilgisi çalışmalarının Türkçe Sözlük için ehemmiyetini vurguladı. KAÇALİN, toplantı sonunda hudutları çizilecek olan proje ile Türkçe Köken Bilgisi sözlüğünün hazırlanmasının yanında Türkçe Sözlük’ün basit türetmeli bir etimolojik sözlüğe dönüştürülmesinin de planlandığını ifade etti.

Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan KURTULMUŞ’un kapanış oturumunu teşrifi ile gerçekleştirilen 3 gün süren çalışma toplantısının kapanış oturumunda:

resim1

Türk Dil Kurumu Sözlük Kolu Başkanı Prof. Dr. Mehmet ÖLMEZ, “Üç günden beri yaklaşık 45 akademisyen ile yapmakta olduğumuz toplantıda hem Türkçedeki kelimelerin kökeni konusu hem de sözlüğün yeniden düzenlenmesi konusu ele alınmıştır. Türkçe Sözlük’ün mevcut maddelerinin tanımı konusu ayrıntısıyla görüşülmüş, Türkçe Sözlük’teki tanımların baştan sona dikkatle yeniden okunmasına, düzenlenmesine karar verilmiştir. Sözlükçünün görevi bir kelimeye kendi başına yani masa başında yeni bir anlam katmak değil, yazı dilinde ve günlük dilde kullanımlarına bakıp var olanı tespit ederek sözlüğe yansıtmaktır.” dedi.


resim2Türk Dil Kurumu
Başkanı Prof. Dr. Mustafa S. KAÇALİN, “Tam doğru bir sonuca ulaştığınızı söyleyecekken başka bir meslektaşınız bu böyle değil diyor. Bilinmezlerle döşeli bir mayın tarlasında üç senelik bir süreyi öngördük. Eli ayağı düzgün bir sözlük otuz senede biter. Pek çok sözlükte otuz senede bitmiş, pek çok ansiklopedi otuz senede bitmiş. İşe başladıktan sonra pek çok hususla karşılaşırsınız. Tarifler ayrı bir kutucuktur, etimoloji ayrı bir kutucuktur, mecazlar ayrı bir kutucuktur. Eş ve zıt anlamlılar ayrı bir kutucuktur. Taşı nasıl tarif edeceksiniz? İçi olmayan dış, dışı olmayan iç mi diyeceksiniz, yoksa içi dışı aynı olan mı diyeceksiniz. Sarı rengi nasıl tarif edeceksiniz? Bir çeşit renk mi, bir çeşit titreşim mi diyeceksiniz, yoksa foton titreşimlerinin frekansını mı vereceksiniz? Bir kelimeyi ele alıp ben bunu yazarım dediğiniz zaman bir kelimenin yazılamayışının altında ezilip kalırsınız. Bu iş bu kadar da zordur. Biz bu zorluğu duyuyoruz, zaten işin içinde olanlar bu zorluğu biliyor. Daha önceki çalışanlarımızın yolunda, onları örnek alarak, geliştirerek onların yaptıklarının üzerine inşa ederek yolumuza devam edeceğiz.” dedi.

resim4

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya ÖRS, “Etimolojik sözlük çalışmalarının öbür sözlük çalışmalarından farklı olarak çok sayıda dil bilimciye ihtiyaç duyduğu çok aşikâr bir husustur. Söz gelimi Farsçadan, Arapçadan, Rusçadan, İngilizceden, Fransızcadan, Almancadan, Balkan dillerinden veya Türk coğrafyasının içinden Türklerin tarih boyunca çeşitli temasta bulundukları kültürlerin dillerinden aldıkları kelimelerin kökenlerine inebilmek için bu dillerle ilgili uzmanlara şiddetle ihtiyaç var. Bu sadece bir Türkoloğun kendi becerisiyle tek başına bir iş değil. O yüzden çok ciddi anlamda ekip çalışmalarına ihtiyacımız var.” dedi.

Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan KURTULMUŞ, “Dünyanın dört bir tarafında, kurumlarımız vasıtasıyla Türkçeye ilgi duyan çok sayıda insanın olduğunu biliyoruz. Bu insanların Türkçeyi daha iyi kullanabilmelerini, sadece günlük konuşma lisanı bakımından değil, bir fikir, kültür, düşünce ve bilim dili olarak da Türkçeyi öğrenebilmelerini sağlamak hepimizin ortak hedefi olmalıdır. Bunun için sadece öğretmenler, eğitim materyalleri değil aynı zamanda çok sağlıklı hazırlanmış Türkçe sözlüklerin ve Türkçenin kelime, köken bilgisinin en güzel, en detaylı öğretildiği Türkçe etimolojik sözlüklerin hazırlanması gerekir. Ancak bizim bugünün Türkçesiyle de bugünün farklı Türkçe lehçelerini de alarak ve bütün bu kelimelerin köken bilgisini de ilgililerine kavuşturacak, ulaştıracak bir etimolojik sözlüğe acilen ihtiyacımız var. Türkçenin mutlaka çok sağlam bir etimolojik sözlüğe kavuşması, özellikle bu alanla uğraşan bilim adamlarının boynunun borcudur. Etimolojik sözlük meselesi, ömrünüzü vakfetseniz, değer bir şeydir. Her kelimenin arkasında o kelimeye anlam veren bir toplumun kültürel yapısı, o toplumun eski ve yeni, ölmüş ya da tarihte kalmış ya da yaşayan sosyolojisi o kelimeye anlam kazandırır. Sağlam bir kelime bilgisine sahip olmayanların, sağlam bir düşünce yeteneğini de koruyabilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla biz bütün kelimelerimizin sağlam şekilde kökenlerini bilmek, sadece bir lügat bilgisi, sadece bir kelime bilgisi olarak değil bir köken bilgisi, bir toplum bilgisi ve o toplumun kültürüne ilişkin bilgi olarak bunları bilmek, bunları çoğaltmak, bunları gelecek nesillere aktarmak mecburiyetindeyiz.” dedi.