“Geçmişten Günümüze Türklerde Mezar Taşı Sözleri” adlı konferans gerçekleştirildi

        Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Halk Bilimi Bölümü Başkanı ve Türk Dil Kurumu Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şeref BOYRAZ tarafından “Geçmişten Günümüze Türklerde Mezar Taşı Sözleri” konulu konferans, 22 Mayıs 2014 tarihinde Türk Dil Kurumu Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

DSC 0042

Türklerde mezar taşı dikme geleneğinin atalar kültünün bir neticesi olarak ortaya çıktığını dile getirerek sözlerine başlayan Boyraz, “beşik, eşik, keşik” üçlemesinin son unsuru olan “keşik”in (ölüm) Türk kültüründe çok önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Köktürkler döneminde dikilen mezar taşlarına kişinin “bengü”sü nazarıyla bakıldığını, ölen kişiyi simgelediğine inanıldığı için mezar taşı için “ebedî” anlamına gelen “bengü” kelimesinin kullanıldığını da ifade eden Boyraz, mezar taşlarına söz yazma geleneğinin Göktürk ve Uygurlardan daha eskiye dayandığını söyledi. Bunun da Yenisey ve Orhon yazıtlarındaki dilin oturmuşluğundan çıkarıldığını ifade etti.

Konuşmasında mezar taşlarını aynı zamanda bir “tapu senedi” olarak da niteleyen Boyraz, İslamiyet sonrası (Karahanlı, Gazneli ve Büyük Selçuklu) dönemde mezar taşlarına ve dolayısıyla da mezar taşı sözlerine pek rastlanmadığını belirttikten sonra bu durumun Anadolu Selçukluları ve Beylikler döneminde değiştiğini; artık çok sayıda mezar taşına ve onların üzerine hakkedilmiş çok sayıda söze rastlandığını sözlerine ekledi. Dinin insan hayatındaki etkisini göstermesi bakımından bu dönem mezar taşı sözlerinin oldukça dikkat çekici olduğunu ifade eden Boyraz, söz konusu dönemin mezar taşı sözlerinin büyük bölümünün ayet, hadis ve dualardan oluşan Arapça, az bir bölümünün ise ölenin ardından duyulan acıyı dile getiren manzum Farsça sözlerden oluştuğunu belirtti. Bu uygulamanın ortaya çıkmasında, mezar taşını uygun bulmayan İslami anlayışı yumuşatma, mezar taşlarına meşruiyet kazandırma çabasının etkili olabileceğini sözlerine ekledi.

Konferansını farklı dönemlere ait mezar taşı fotoğraflarıyla ve onlara yazılmış söz örnekleriyle destekleyen Boyraz, Anadolu Selçuklu ve Beylikler dönemi mezar taşı sözü geleneğinin 15. ve 16. yüzyıla kadar Osmanlı döneminde de devam ettiğini, ancak bu yüzyıldan sonra tam bir Osmanlı dönemi mezar taşı sözü geleneğinin oluştuğunu dinleyicilerle paylaştı. Bu geleneğin en iyi örneklerine başta İstanbul ve Bursa olmak üzere Osmanlı’da önemli kültür merkezi hâline gelmiş şehirlerde, eyalet merkezlerinde rastlandığını dile getiren Boyraz, bu dönemde mezar taşı sözlerinin kadınlar için de hatırı sayılır miktarda yazıldığını ifade etti. Anadolu Selçuklu ve Beylikler dönemine ait mezar taşı sözlerinde dua isteğinin pek olmadığını, ancak bu durumun Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde değiştiğini, dua isteğinin artık ısrarlı bir şekilde gerçekleştirildiğinin altını çizdi. Boyraz, “mezar taşlarındaki sözlerin başka alanlardaki verilerle de karşılaştırılarak kullanılması hâlinde çok önemli bilgilerin ortaya çıkabileceğini” vurgulayarak ve bunu da örneklendirerek sözlerini tamamladı.

Sonuç itibariyle konferansta Türklerde mezar taşlarına söz yazma geleneğinin ne zaman başladığı, tarihî süreç içerisinde bunun nasıl bir seyir takip ettiği, zaman içerisinde bu geleneğin ne tür değişim ve dönüşümler geçirdiği, sebep-sonuç ilişkilerine de değinilerek ayrıntılı bir şekilde anlatıldı. Verilen ara dâhil iki saati aşan bir sürede tamamlanan konferansta mezar taşı sözlerinin dil ve kültür tarihi açısından önemi üzerinde duruldu ve her döneme ait mezar taşı sözlerinin yapı ve muhteva özellikleri teferruatlı bir biçimde verilmeye çalışıldı. Bir yandan mezar taşı sözlerinden hareketle sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik şartlara ilişkin okumalar yapılırken bir yandan da bunların sözler üzerindeki etkileri üzerinde duruldu. Türklerin mezar taşı sözü geleneğindeki değişen ve süreklilik arz eden unsurlar, sebepleri ve sonuçlarıyla birlikte kronolojik olarak ifade edildi.

Konferans sonrasında TDK Başkan Yardımcısı Ali KARAÇALI tarafından Prof. Dr. Şeref BOYRAZ’a teşekkür belgesi takdim edildi.